|
shbekar -> Cevap: Navturk (20 Nisan 2007; 12:49:27)
|
Aşağıda, bir mesaj gurubuna gönderdiğim yazı var. Alakası ne ise burada da sık sık benzeri yazılar görmeye başladığımızdan, herkesin sizin gibi düşünmek zorunda olmadığını vurgulamak için burada da paylaşmak ihtiyacını duydum. Ama asıl temennim, burada sadece teknolojiden bahsedilmesi, konu dışına çıkılmamasıdır. Selam ve saygıyla Selçuk Bekar Mesaj gurubuna gönderilen yazı: Bu cevap sadece bu yazıya değil, yürüyüşün karelerini de içeren yazıyla birlikte her iki yazıyadır. Haklısınız. "Halk uyanmaya başladı." Fakat haksızsınız çünkü uyanış yeni başlamadı. Uyanış, insanların futbol takımı tutar gibi atadan dededen AP'li, CHP'li olduğu günler biteli başlamış bulunuyordu. Ve yine haksızsınız, çünkü halk, siz değilsiniz. Lütfen gerçekçi olalım. Halk bu ülkede hep sessiz çoğunluk olmuştur. Belki sessiz bir güruhtur kimilerine göre. Çok da umurumda değil. Ama ben halkın kimler olduğunu gayet iyi biliyorum ve siz onlardan değilsiniz. Ama ben öyleyim. Ben işte uyandığını söylediğiniz o halkın içinden değil, ta göbeğinden bir Trabzon köylüsüyüm. Köylü kalmakla övünmek olamazdı elbet halktan olmak, tutup şehirli oldum ben de sizler gibi. Sonra doktor oldum, sonra bilgisayarcı oldum, şair oldum ve daha birçok şey oldum. Ama hiç ne oldumcu olmadım. Bu yüzden de hiç yeni bir şey olmadım. Ben içimdeki o saf eski ruhu korudum hep. Kimi yaygın yanılgıların aksine o saf inançla her şey ve belki daha fazlası bile olunabileceğini keşfedeli çok uzun yıllar olmuştu çünkü. Daha Bitlis Adilcevaz'daki ilkokul yıllarımda gökyüzüne bakarken bilmiştim bu gerçeği. Bu yil 1966'dir ve siz aydınların büyük çoğunluğu ya yok, veya gökyüzündeki o şeylerin birer suni peyk olduğunu biliyor değildiniz. Bu yazıyı çok uzatabilir, belki bir kitap bile çıkarabilirim buradan. Ama sevimsiz konu. Sevmiyorum bu konularda yazmayı. Kısaca neyi yanlış yaptığınızı söyleyip, bir şiirle bitirecek, sonra moderatörlerin yayınlamasını umacağım. Ve elbette gelişinden de anlayacağınız üzere, yayınlamazlar, onaylamazlarsa da, hani, çok da dert etmeyeceğim... Bu yanlışı ilk defa yapmıyorsunuz. Bunu hep yaptınız siz. Mesela Refah Partisi'ni iktidara getiren de sizlersiniz. Sizler, biz, yani halk, yani sessiz güruhun damarına bastınız sürekli. Bizler de sabah aksam dinden bahseden birilerinin çok da samimi olmayabileceğini düşünebilecek kadar akıllıydık. Ama siz öyle pervasızca gittiniz ki onların üzerine. Biz, yani halk, yani sessiz güruh, "bu zavallı insanlardan ne istiyorlar?" derken bulduk kendimizi. Bizleri, onları desteklemeye kendini mecbur hissedecek hale getiren iste sizlerden başka kimse değildi. Özetleyeyim. Gerçekliğin büyük bir yüzdesi değil, hemen tamamı, inançtır. Dini inanç demiyorum. Her ne surette olursa olsun inanmaktır bir şeye. Sizler ne kadar inançlı insanlardınız ki, tahayyül ettiğiniz hortlaklara ne kadar inandınız ki onlara hayat verdiniz?! Bu kadar sözden sonra hala böyle davranmaya devam edecek misiniz peki? Ne şüphe. Kendimden daha iyi tanıyor sizleri ve diyorum ki edeceksiniz. Ve yine bunun için sizlere Çankaya'nın geleceğini de ben söyleyeceğim: RTE (ki kendisini sevebilsem bile çevresini ihanet şebekesi gibi görüyorum) Cumhurbaşkanımızdır. Hayırlı olsun... Aydınımız Bizim aydınımız beni korkutur Ürkerim şâirden, yazardan bile Elimi veremem; yer kıtır kıtır Bu kadar korkmadım mezardan bile Halkına aptal der, ahmaktır kendi Dönüp haklayınca kendini fendi Sanırsın kıyâmet; Sur'a üflendi Böyle sakınmadım nazardan bile Selâmımı yuttu, ceddime çattı Beni itikadım, harsımdan etti Memleket yetmedi, gurbette öttü Yol çekmedi bunu dozerden bile Gönül, 'aydınlatan aydın'a hasret Karanlık kusana ne yazık kısmet Belki değil, kesin: Bu kadar nefret Brütüs etmedi Sezar'dan bile -- Selçuk Bekar
|
|
|
|