Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Her Şey Uzaktadır
Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz, Her an peşimizden koşan gölgemiz, Özlenen limanlar, yanan yıldızlar. Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...
Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm, Her yerde, her an yakınımız, ölüm.
Ahmet Muhip Dıranas
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
15 Temmuz 2006; 3:46:38
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Ölümü Düşünmek
Mümkün mü ağlasın annem Mezarımın başucunda Ben sesimi çıkarmıyayım Hayırsız bir evlat gibi
Bir bulut uçsun da Ben başımı kaldırmıyayım Yağmur dindikten sonra Gezinmiyeyim caddelerde
Ah, mümkün mü bir güzel kadın Geçsin de yanımdan Ben seyretmiyeyim İçimi çekerek
Muzaffer Tayyip Uslu
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 15 Temmuz 2006; 3:49:18 >
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
15 Temmuz 2006; 3:50:12
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Ölüm Gelmişse
Bitmişse Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse Bir akşamüstü garipliği Sarmışsa her yeri Güneş devrilmiş Renkler solmuş Sesler kesilmişse Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan Ve çiçekler Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın Bil ki ölüm saati gelmiştir Senden uzak, kendimden uzak Tüm umutlardan ve her şeyden uzak Ben ölmüşümdür uzaklarda bir yerde Gövdesini kurtların oyduğu Bir ağaç gibi devrilmişimdir O anı sen bileceksin herkesten önce Herkesten iyi sen anlıyacaksın Çâresizliğini, yıkılmışlığını Sevdiğin adamın Ve seni nasıl sevdiğini Duyacaksın derinden derine Belli belirsiz Bir gölge düşecek gözlerine Fakat ağlamıyacaksın, ağlamıyacaksın Sen tek gelinim, sen tek kadınım Sen güzelim, nazlım, bebeğim Kadersizim sen Gülerken ağlayanım, ağlarken gülenim Varlığım, nedenim, alınyazım benim Elbette ağlamıyacaksın Çünkü sonsuzluklar Sonsuz sevenler içindir Çünkü ölüm Sevmeyi ve ölmeyi bilenler içindir.
Ümit Yaşar Oğuzcan
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
15 Temmuz 2006; 3:52:42
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Ölüm
foyası ömrünü şavkır ki ölüm de özünde aykırı aşktır.
Metin Altıok
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
15 Temmuz 2006; 3:54:45
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
İlâhi
Sabahın sinleye vardım gördüm cümle ölmüş yatar Her biri biçare olmuş ömrün yayı varmış yatar
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Üç Dil . En azindan üç dil bileceksin En azindan üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azindan üç dil bileceksin En azindan üç dilde düsünüp rüya göreceksin En azindan üç dil Birisi ana dilin Elin ayagin kadar senin Ana sütü gibi tatli Ana sütü gibi bedava Nenniler, masallar, küfürler de caba Ötekiler yedi kat yabanci Her kelime arslan agzinda Her kelimeyi bir bir disinle tirnaginla Kök sökercesine söküp çikartacaksin Her kelimede bir tugla boyu yükselecek Her kelime bir kat daha artacaksin
En azindan üç dil bileceksin En azindan üç dilde Canimin içi demesini Canim agzima geldi demesini Kirmizi gülün ali var demesini Nerden ince ise ordan kopsun demesini Atin ölümü arpadan olsun demesini Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini Insanin insani sömürmesi Rezilligin dik alasi demesini Ne demesi be Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin
En azindan üç dil bileceksin En azindan üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azindan üç dil Çünkü sen ne tarih ne cografya Ne su ne busun Oglum Mernus Sen otobüsü kaçirmis bir milletin çocugusun. . Bedri Rahmi Eyüboglu
_____________________________
kusura bakma yine gecikmişim, sevgiye on, ölüme beş...
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Bekleyen
Sen, kaçan bir ürkek ceylansın dağda, Ben, peşine düşmüş bir canavarım! İstersen dünyayı çağır imdada; Sen varsın dünyada, bir de ben varım!
Seni korkutacak geçtiğin yollar, Arkandan gelecek hep ayak sesim. Sarıp vücudunu belirsiz kollar, Enseni yakacak ateş nefesim.
Kimsesiz odanda kış geceleri, İçin ürperdiği demler beni an! De ki: Odur sarsan pencereleri, De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!
Göğsümden havaya kattığım zehir, Solduracak bir gül gibi ömrünü. Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir, Bana kalacaksın yine son günü.
Ölürsün... Kapanır yollar geriye; Ben mezarla sırdaş olur, beklerim. Varılmaz hayale işaret diye Toprağında bir taş olur, beklerim...
Necip Fazıl Kısakürek
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:05:22
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Biliyor musun?
Bir ananın çocuğuna gülüşü Gibi sımsıcacık "aşk ne" diyorsun Koyver bağrındaki çırpınan kuşu At içinden sevilmeme korkusunu Seni sevdiğimi biliyor musun?
İzlerimiz acılarda birleşti Kuşkularım nefesinle sırlaştı Zaman geldi, nurlaştı da nurlaştı Uyandırma iç sıkıntın uyusun Seni sevdiğimi biliyor musun?
Gelmeyecek uykuları koğmuşum Akşam ölüp sabah yeni doğmuşum Kanaryam, kekliğim, üveyik kuğum Kaybettiğim şiirimin sonusun Seni sevdiğimi biliyor musun ?
Seninle zamanı paylaştık diye Saatler takvimler saydı geriye Renklerin kavgası kızıştı niye Düşlerimi gerçek yapan uykusun Seni sevdiğimi biliyor musun?
Suları süsledi resimlerimiz İçinden yok oldu hasımlarımız Şarkılara geçti isimlerimiz Işıksın cezbesin ben neysem O'sun Seni sevdiğimi biliyor musun?
Mehmet Zeki Akdağ
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:07:50
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Aşk ve Hayat
Hayatı aşka böl, hayat çoğalır; Hayatı aşkla çarp, zaman zor alır; Bütün hayatları topla, aşk eder; Hayattan aşk çıksa, elde ne kalır?
Tutsağın olmazsam senin yaşadığım uçlar arasında çılgınlığı ararım sığamam küçük kalıplara.
Tutsağın olmazsam senin çıktığım yazılarda ismini ve ismimi kazırım duvarlara yanyana.
Tutsağın olmazsam senin yaşayamam tutsak et beni yoksa savaşamam.
A. Kadir
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:13:18
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Adsız Bir Çiçek
Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman.
Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğuklar başlayınca havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.
Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle
Edip Cansever
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:17:05
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Birgün
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum
Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum
Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar Bil ki seni istiyorum
Gecelerden bir gece uyanırsın apansız Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse Bil ki seni seviyorum
Ümit Yaşar Oğuzcan
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:19:20
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Gece Nöbeti
daha az seviyorum seni giderek daha az unutur gibi seviyorum azala azala aramızdaki uzaklığın karanlığında
geceler kısalıp, gündüzler uzuyor böyle olunca daha az seviyorum seni kendini iyileştiren bir yara gibi daha az ve zamanla
sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini uzak dağ kışlalarında görmüyoruz birbirimizi usul usul sis iniyor kopmuş yollara ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin bir çığ gibi uyuyorsun rüyalarımda sevgilim sevgilim yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da
artık daha az seviyorum seni unutur gibi, ölür gibi daha az yeniden ödetiyorum kendime onca aşkın öğretemediğini kolay değildi yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben kaç acı birden imtihan etti beni bir tek gece vardır insanın hayatında ömür boyu sürer nöbeti bu da öyleydi, iyi ol, sağ ol, uzak ol ama bir daha görme beni
Murathan Mungan
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:21:44
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Bir yoldu parıldayan, gümüşten, Gitlik... Bahs açmadık dönüşten,
Hülyâ tepeler, hayâl ağaçlar... Durgun suda dinlenen yamaçlar...
Mevsim sonu Öyle bir zaman ki Gâip bir mûsikiydi sanki.
Gitmiş kaybolmuşuz uzakta, Rü'yâ sona ermeden şafakta...
Yahya Kemal Beyatlı
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:24:49
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Geceye Şiir
1
Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün; Gelin, gelin, onu açın geceler! Beni yâdedermiş gibi, bütün gün Ötün kulağımda, çın çın, geceler!
Geceler çekmeyin benimçin hüzün, Gelin siz, ruhumu tenimden süzün; Bırakın nâşımı yerde gündüzün, Gölgemi alın da kaçın geceler!
2
İnsanlar içinde en yalnız insan; Düşün, taş duvara başın gömülü! Ve kapan sükûta, granitten, taştan, Mazgallı bir kale gibi örülü.
Gözünü tavandan ayırma ki, sen, Üşürsün, gölgeni yerde görürsen. Dikilir karşına, mumu söndürsen. Ölüler içinde en yalnız ölü...
Necip Fazıl Kısakürek
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:28:08
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Gurbet
Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı, Hepsi başka biçimde.
Eriyorum gitgide; Elveda her ümide. Gurbet benliğimi de Bitirmiş bir içimde.
Ne arzum, ne emelim... Yaralanmış bir elim Ben gurbette değilim, Gurbet benim içimde.
Kemâlettin Kamu
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:30:14
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Son Çağrı
Kan çok eski bir ırmak Bütün köprüler yıkık Sessizlikte ses korkak Ağ örüyor karanlık
-Güneşin benim- derdin, Doğacaksan doğ artık!
Aşk, çok eski bir bahçe Bıçak bıçak hıçkırık Gülleri ben suladım Ben'de kaldı kuraklık
-Yağmurun benim- derdin, Yağacaksan yağ artık!
Biz, o iki eski kuş Nedendir bu uzaklık? Tüm ormanlar kaybolmuş Kör kuyuda bir çıkrık
-Kaderin benim- derdin, Güleceksen gül artık!
Söz, çok eski bir çalgı Sularda titrer kayık Ben mızrapları kırdım Sen de kov gitsin, kıtlık...
-Umudun benim- derdin, Geleceksen gel artık!
Bahaettin Karakoç
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:33:01
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Ben Orada Sen Burada
Ben orada öldüm en çok orada bilmezsin Orada zaman buruşmuş bir eski resimdi Orada sen yoktun, gözlerin belli belirsiz Koptum oradan, bir kırık heykelim şimdi
Bir kolum derin denizlerde tek başına Ayaklarım çöllerde kum tepelerinde gömülü Alıp götürür saçlarımı bir soğuk rüzgâr Ben orada öldüm, en çok orada bir başka türlü
Hiç bende değilsin, burada yoksun ki Orada var mısın, ya da ben yok muyum Tek değiliz seninle, bütün olmadık hiç Şimdi nerdeyiz nasılız bilmiyorum
Orada akşamlar daha çok serin Ben bu kadar değilim, bu kadar yıkık Sarhoşum, kederliyim, yoksulum, sensizim Orası sisler içinde orası karanlık.
Bensiz olduğun yerde değil mi en güzelsin Bensiz olduğun yerde söyle şarkılarını aşkın Bir mermeri al, yont, şekil ver ona benden Bir günah işlercesine sessiz ve dalgın
En iyisi sen burada kal, hep burada Ellerinle kal, dudaklarınla, gözlerinle Tut ki bütün renkler senin mavi kırmızı Burada her şey sen nasıl istersen öyle
Bir büyük ayna duvarlar çok büyük Orayı düşünme hiç burada soyun Utandır duvarları pencereleri, kapıları İki yalnızız şimdi anlıyor musun
Var sandığın sen sen değilsin bir başkası Benim anlasana benim o yok dediğin Sabahları bir serin havayım içine dolan Benim akşamları pencerende beklediğin
Hiçbir şey bilmiyorum, sen anlıyorsun Senin bilmediklerini anladığım gibi Güzel, parmaklarının değdiği bir şey Sensizlikler içinde seninle olmak iyi
Orada bulutlar yağıyor paramparça Orada ağlayan dağlardır göğe en yakın Orada sen yoksun, orada bir şey yok Orada kan ve ölüm, orada yangın
Ümit Yaşar Oğuzcan
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:35:57
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Bana Bir Şarkı Söyle
Özledim sesini ne olur konuş Bir gül açtır zamanların ötesinden Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle İçimde bir şey kımıldıyor Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum Bir baksana ne haldeyim deli divâne Yaralıyım, çaresizim, umutsuzum
Bana bir şarkı söyle Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt Dokul karanlığıma ışıklar gibi Al beni, en uzaklara götür Sesin aksın içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle Bütün renkleri kat birbirine Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel En hüzünlü sesinle, en dokunaklı Bana bir şarkı söyle
Ümit Yaşar Oğuzcan
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:38:00
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Gurbet Elde Baş Yastığa Gelende
Gurbet elde baş yastığa gelende Gayet yaman olur işi garibin Gelen olmaz giden olmaz yanına Siyah toprağıyla taşı garibin
Yazık oldu şu Garib'in haline Doymak olmaz lezzetine tadına Her geldikçe yarenleri yadına Dinmez asla çeşmi yaşı garibin
Gurbet ele garip giden bilinmez Ağlayınca çeşmi yaşı silinmez Garip nedir halin diye sorulmaz Bulunmaz yareni eşi garibin
Gülmez nere gitse garibin yüzü Kirlidir yakası yaşlıdır gözü Açmaz bir yol kimseye gizli sözü Muhabbettir hep sırdaşı garibin
Gurbet elde ben Garib'e kim baksın Anam yoktur gelip gözyaşı döksün Sanem yoktur mezarıma taş diksin Bir çalıdır mezar taşı garibin
Âşık Garip
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:40:48
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Gönül Gurbet Ele Çıkma
Gönül gurbet ele çıkma Ya gelinir ya gelinmez Her dilbere meyil verme Ya sevilir ya sevilmez
Yöğrüktür bizim atımız Yardan atlattı zatımız Gurbet ilde kıymatımız Ya bilinir ya bilinmez
Bahçemizde nar ağacı Kimi tatlı kimi acı Gönüldeki dert ilacı Ya bulunur ya bulunmaz
Deryalarda olur bahri Doldur ver içem zehri Sunam gurbet elin kahrı Ya çekilir ya çekilmez
Emrah der ki düştüm dile Bülbül figan eder güle Güzel sevmek bir sarp kale Ya alınır ya alınmaz
Erzurumlu Emrah
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:43:16
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Otel Odaları
Bir merhamettir yanan, daracık odaların, İsli lâmbalarında, isli lâmbalarında.
Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış, Küflü aynalarında, küflü aynalarında.
Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam, Kırık masalarında, kırık masalarında.
Bir sırrı sürüklüyor, terlikler tıpır tıpır, İzbe sofalarında, izbe sofalarında.
Kulak verin ki, zaman, tahtayı kemiriyor, Tavan aralarında, tavan aralarında.
Ağlayın, âşinasız, sessiz, can verenlere, Otel odalarında, otel odalarında!...
Necip Fazıl Kısakürek
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:45:22
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Gurbet
Dağda dolaşırken yakma kandili, Fersiz gözlerimi dağlama gurbet! Ne söylemez, akan suların dili, Sessizlik içinde çağlama gurbet!
Titrek parmağınla tutup tığını. Alnıma işleme kırışığını Duvarda, emerek mum ışığını, Bir veremli rengi bağlama gurbet
Gül büyütenlere mahsus hevesle, Renk renk dertlerimi gözümde besle! Yalnız, annem gibi, o ılık sesle, İçimde dövünüp ağlama gurbet!..
Çile, 1923
Necip Fazıl Kısakürek
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:47:31
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Gönlümdeki Gurbet
Dost ülkeler duman duman önümde Dağların alnında gurbet yazılı Göv göcekler firez oldu gönlümde Çamların dalında gurbet yazılı
Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan Özümüz gövünür yanık havadan Sazların telinde gurbet yazılı
Gene yanar oldu bağrımın başı, Nasıl söner bu sevginin ateşi? Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı Atların nalında gurbet yazılı
Bir canım olsa da yurt için versem Ufka nakış nakış kanımı sersem Kalk gardaş sılaya gidelim desem Ötüken yolunda gurbet yazılı
Abdurrahim Karakoç
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:49:56
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Bu Eller miydi?
Bu eller miydi masallar arasından Rüyalara uzattığım bu eller miydi Arzu dolu, yaşamak dolu, Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan?
Bilyalann aydınlık dünyacıkları, Bu eller miydi hayatı o dünyaların? Altın bir oyun gibi eserdi, Altın tüylerinden mevsimin rüzgârı.
Topraktan evler yapan bu eller miydi? Ki şimdi değmekte toprak olan evlere. El işi vazifelerinin önünde Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.
Kaybolmuş, o çizgilerden, Falcının saadet dedikleri. O köylü çakısının kestiği yer, Söğüt dallarından düdük yaparken.
Bu eller miydi kesen mavi serçeyi? Bir kaç damla kan ki zafer ve kahramanlık. Yorganın altına saklanarak, Bu eller miydi sevmeyen geceyi?
Ayrılmış sevgili oyuncaklardan, Kırmış küçük şişelerini. Ve her şeyden ve her şeyden sonra Bu eller miydi Allah'a açılan!
Fazıl Hüsnü Dağlarca
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:51:59
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!" Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında, Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ! Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam, Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak, Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm. Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer; Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi. Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek. Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar... Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan; Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini, Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran... Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın; Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Âkif Ersoy
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:54:06
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Yosun
Gecenin en uç yerinde bir kadın Örer saçını köpüklü mermere Parmakları ucundan tutar karanlığın Ve ömür uzanır bilinmez yere
Saçlarından tuttum gecenin Yüreğimde ne korku ne keder İçimde sonsuzluğu bu sevginin Baktım yüzüne dünyalar değer
O ölüm ötesi kaygılarınla Bir sevgi kulesidir erişilmez için Kuru bir dal korkunun uzanışı Ve ürkek bir tavşan gibi gözlerin
Çıkardım kalbini ay ışığına Yıkandı acının en derin izi Belki taş altında kemik ve kül Bilinmez korkunun karanlık yüzü
Deniz yıllarca besler kalbinde Sonsuz çırpınışlarını bir arzunun Duyulur kayanın yeşil dilinde Bitmeyen açlığı o ilk yosunun
Mustafa Miyasoğlu
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:56:30
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Ben Senden Önce Ölmek İsterim
Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mi zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sende ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha olumlu düşünüyorum Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor.
Nazım Hikmet
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 0:59:09
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Beyazıt Meydanı'ndaki Ölü
Bir ölü yatıyor on dokuz yaşında bir delikanlı gündüzleri güneşte geceleri yıldızların altında İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.
Bir ölü yatıyor ders kitabı bir elinde bir elinde başlamadan biten rüyası bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.
Bir ölü yatıyor vurdular kurşun yarası kızıl karanfil gibi açmış alnında İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.
Bir ölü yatacak toprağa şıp şıp damlayacak kanı silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip zaptedene kadar büyük meydanı.
Nazım Hikmet
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 1:01:38
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Beş Satırla
Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı.
Nazım Hikmet
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 1:03:42
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Bir Ayrılış Hikâyesi
Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: -Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana.. Ve ben artık biliyorum: Toprağın - yüzü güneşli bir ana gibi - en son en güzel çocuğunu emzirdiğini.. Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olan parmaklarına başımı kurtarmam kabil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak.. Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR...
Nazım Hikmet
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 1:05:45
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Bulut mu Olsam
Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür.
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa? Balık mı olsam, yosun mu yoksa?.. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
Nazım Hikmet
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 1:07:50
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Bulutlar Adam Öldürmesin
Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.
Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.
İhtiyarlıkta aklına insanın, tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, efendiler, siz de ihtiyarsınız. Bulutlar adam öldürmesin.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Seni şimdi başkalarının gözlerine emanet ediyorum...
Murathan Mungan
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi DesertRose -- 16 Temmuz 2006; 2:40:06 >
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Nur yüzüne çizdiğin çaresizlik yakışmamış sana. Gül tenine giydiğin o yalanlar hiç olmamış. Ben daha iyisini de görmüştüm. O nur yüzünü kıskanan kuyruklu yıldızları, o gül teninde yalvar yakar dolaşan rüzgarları... Ben seni böyle sevmedim. Riya bekleme. Ben seni bu hallerinle sevmedim ki...
Erhan Güleryüz
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Sen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadım Gümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen, Ölümlü düşlerimden alsan beni.
Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.
Cahit Külebi
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum.
Nazım Hikmet
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
en güzel serüvenlerimizin gemilerini yaktık perişan ayaklarımızda yağmur sesleri çılgın saçlarımızdan kaçan dağınık ordulardık gözlerimizde paslı kilitler huysuz öperken korkunç sağır dudaklardık sağır dudaklarımızla uzun soluklu yağız atlardık yağıyorduk korkusuz
Murathan Mungan
_____________________________
Ne zaman içime biraz fazla baksam yükseklik korkum depreşir ...
Guest
16 Temmuz 2006; 14:02:10
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Gülümse
Gülümse hadi gülümse Bulutlar gitsin Yoksa ben nasıl yenilenirim Hadi gülümse
Belki şehre bir film gelir Bir güzel orman olur yazılarda İklim değişir Akdeniz olur Gülümse
Tut ki karnım acıktı Anneme küstüm Tüm şehir bana küstü Bir kedim bile yok anlıyor musun Hadi gülümse
Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı Çakıltaşlarım vardı benim Ama sen başkasın anlıyor musun başkasın
Belki şehre bir film gelir Bir güzel orman olur yazılarda İklim değişir Akdeniz olur Gülümse
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 16 Temmuz 2006; 14:02:32 >
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 14:04:22
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Güllerim Soldu
Güllerim soldu kaldırımlarda Gonce yüklü dallarıma ayaz vurdu Demlerim oldu son akşamlarda Bir nefeslik duraklarda çiçek açtım
Bir tek sana güvenmiştim Öncem yoktu sonram yoktu Soyundum sevinç giyindim Sevinmek sanki bir suçtu
Hani herşeyindim ben senim Hani kor dudaklındım Hani karlarda açan çiçektim Vazgeçilmezdim
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 14:06:32
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Beni Unutma
Bir gün daha yaşandı ve bitti Küçük sevinçleri ve küçük kederleriyle Herhangi bir gündü çok önemli değildi Seni düşündüğüm birkaç andan başka
Bilirim herkes payına düşeni yaşar Ve her yeni günde değişir hep bir şeyler Sen de kendi payından bir hatıra seç ne olur O ben olayım beni unutma Beni unutma beni untma beni unutma Bilirsin unutulmak dokunur ya her insana Sen de kendi payından bir hatıra seç Ve o ben olayım unutma beni unutma
Bilir misin seni gerçekten sevdim Sevdiğim daha bir çok şeyin arasında Bir tek seni seçtim hatıralar arasında Sebep diye bir küçük mutluluğa
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 14:08:34
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Yalnızca Sitem
Vurgun yemiş misali gönlüm tutuldu aşka Ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka
Bu yangın benle ölünceye dek yaşasın varsın Dünyanın o son günü sen beni arayacaksın
Doymadım doyamadım sevmelere seni ben Kimseyi koyamadım yerine yeniden Saymadım sayamadım sensiz geçen yılları Ne inkar ne itiraf bu yalnızca sitem
Zannetme bir gün geri dönmek değil niyetim Hasrete teslim oldum asla gelmeyeceğim
Bu yangın benle ölünceye dek yaşasın varsın Dünyanın o son günü sen beni arayacaksın
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 14:11:18
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Tükeneceğiz
Ne böyle senle ne de sensiz Yazık yaşanmıyor çaresiz Ne bir arada ne de ayrı Olmak imkânsız hiç sebepsiz
Ne hayallerle ne ümitlerle Mutlu olmaktı dileğimiz Suçlu ne sensin ne de benim Şimdi sensizim sen de bensiz
Bir an gelip te küllenince Yüreklerimiz dinlenince Başka sevgilerde teselli bulunca İşte biz o gün düşüneceğiz
Etrafımızı sarıverecek Bir boşluk ki asla bitmeyecek Her şey bir anda anlamsız gelecek İşte biz o gün tükeneceğiz
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 16 Temmuz 2006; 14:17:16 >
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 14:13:20
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Son Bakış
Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler Bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler.
Aman aman yandım amman Acı yüzler kurşun gibi izler Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 14:15:26
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Hayır
Dün gece biraz kırgın biraz sinirliydin Mutlaka bir şeylere sıkılmıştı canın Yoksa sen ölsen bile asla bana öyle Hiç bir zaman sevmedim seni diyemezdin
Evet hatta biraz fazla sinirliydin Belki de ben hata yaptım farkında olmadan Mutlaka işlerin filan yolunda değildi Yoksa hiç böyle şakalar yaparmıydın sen
Hayır hayır yalan Sen de beni sevdiğini inkar etme Hayır olmaz Bu yalnızca bir anlık öfke
Öfkeli olmasan asla bağırmazdın öyle Ne olur anla artık lütfen bitti diye Başkası var artık diye yalan da söyledim Sanki inanırmışım gibi böyle şeye
_____________________________
Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
16 Temmuz 2006; 14:18:00
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Yalnızlık Senfonisi
Anladım sonu yok yalnızlığın, Her gün çoğalacak. . . Her zaman böyle miydi bilmiyorum Sanki dokunmazdı çocukken ağlamak. . . Alışır her insan alışır zamanla Kırılıp incinmeye. Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp Yeniden ayağa kalkmak. . . Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette Bekliyorum bekliyorum bekliyorum. . . Hadi gelin üstüme korkmuyorum. Bulutlar yüklü Ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret Yokluğunla ben başbaşayız nihayet. . .
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
SEN GELMEYİNCE
Sen gelmeyince gam gelir O burukluk sularda yansıyan Bir tasa ki bırakmaz Sabah gelir akşam gelir . Bıçak sapladın bağrıma Gam getirdin kervan kervan Bir karabulut gibi çöktün yaşantıma . Bak yavrum yokluğun işte Elimi uzatsam tutacağım Öyle alıştım ki hasretine Seni unutacağım ...
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Seni zalim , Seni Allah'tan korkmaz İçime düşersin kurt gibi Sular kararır kararmaz . Dudaklarında o bükülüş O hiç birşey umursamaz Müstehzi gülüş . Bir hatırlayış ki sıtmalı Bu yılan hikayesi Artık bitmeli ...
insanlar büyüdükçe günler kısalırlar günlerimiz gibi aşklarımız da yittikleri duraklarda kalırlar
sakla yamalarını kalbim...
kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla yürü, arkana bakma, ama umursa bazen anılara en çok yakışan elbise birkaç damla gözyaşıdır unutma...
Yilmaz Odabaşı
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
'beni yalnızlığımda vurdular o gece kalbimi suyla oydular gece vakti öldüğümü bile söylemediler...'
A.Erhan
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
SAVRULAN SOKAKLARINA ÖMRÜMÜN
güldükçe gün devrilir gözlerinin akşamına gecedir, bir rüzgâr getirir ellerini öperim... kimseler görmez
dallar ıslaktır ay ışığında
adın sonbahar yüzlü bir çocuk ömrümün esrikliğine dolanır gelir bu kentli akşamlar sanıktır, kanatır yokluğunu sesin sessizliğimde çoğalır gelir
dallar ıslaktır ay ışığında
gitmen bildiği gibi konuşuyordu bensiz... belki bir kış güneşiydin kim bilir belki kimselerin uğramadığı bir güz çınarı kalakaldın tenhalığa gölgesiz...
/ve şarkın kanayan bir gül gibi iner savrulan sokaklarına ömrümün…/
Yilmaz Odabaşı
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
ÜÇÜN VEDASI.
Bu gece vurmalıyım kendimi Evet... Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden Yakmalıyım bu şehri de bu gece Kendimle beraber yakmalıyım bu şehri de Bir daha gün doğmamalı Ve bir daha ışık yanmamalı bu şehirde Benim gibi ağlayan Benim gibi sevdiğinden ayrı kalan Ve benim gibi unutulan olmamalı Aslında hiçbir şey olmamalı Beni yakan bu şehri, kendimle beraber yakmalıyım bu gece
Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden Yakmalıyım bu şehri de bu gece Anılarımdan başlamalıyım Sonra senden Sonra cadde cadde sokak sokak yanmalı bu şehirde Beni yakan bu şehir şimdi kendi yanmalı...
Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden İlk başta lanet olası ellerini tutan elimden başlamalıyım Sonra ayaklarıma sıkmalıyım Aslında mecburum ayaklarımdan vurmaya Gelmemeliyim yanına seni de vurmamalıyım Çünkü sen ölmemelisin Çünkü sen yaşamalısın. Çünkü bu şehri yakarken içinde sende olmalısın.. Bu koca şehirle beraber sende yanmalısın... Son olarak kalbime sıkmalıyım Ama önce resmine son bir kez daha bakmalıyım Ardından resmini de yakmalıyım Ve sonra Ve sonra kalbime de sıkmalıyım.
Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden O köşe de başlamalıyım kendimi vurmaya Seni beklediğim o köşedeki ağacın altında vurmalıyım.
Ben öldükten sonra yanmalısınız sizde Öldükten sonra yanması gereken üç şeyde Bu koca şehir, sen ve üç yerinden vurulmuş cesedim...
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Ben.. Sen...
Öylece durmayı seviyorum ben.. Durup ardından bakmayı.. Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan.. yaprak seviyorum ben yaprak.. Kuru, yaş ayırmadan.. Sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına bakmadan..
Seçtiğiniz mesajın linkini aşağıdaki kutudan kopyalayabilirsiniz.
Beklediğim,özlediğim,sevdiğim... Seni sevmesem Yaşayabilir miyim sanıyorsun?
_____________________________
Hayat beni unutsa da sen unutma Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi. Beni unutma... Bir uçurumun en ucundayım O kadar yokum ki görmüyorlar… .::DesertRose::.