Donanım Haber Forum
Ana Sayfa | Kayıt ol | Profilim | Gelen Kutusu | Adres Defteri | Email'le üyeliklerim | Benim forumlarım | Fotoğraf Albümleri
Favorilerim | Üyeler | Arama | SSS | Şikayet listesi | Uyarı listesi | Nick işlemleri | Forum kuralları | Reklam ver
Cevap: ~ ~ mim ayın kaf ~ ~

İlgili konuları bak: (bu forumda | tüm forumlarda)

Bu isimle girdiniz: Guest
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Basılabilir versiyon
Sayfa: <<   < önceki  38 39 [40] 41 42 43 44 45 46 47   sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Daha eski konu   Daha yeni konu >>
Guest
  15 Temmuz 2006; 3:42:21  

Her Şey Uzaktadır

Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
Her an peşimizden koşan gölgemiz,
Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...

Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm,
Her yerde, her an yakınımız, ölüm.

Ahmet Muhip Dıranas


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 3:46:38  

Ölümü Düşünmek

Mümkün mü ağlasın annem
Mezarımın başucunda
Ben sesimi çıkarmıyayım
Hayırsız bir evlat gibi

Bir bulut uçsun da
Ben başımı kaldırmıyayım
Yağmur dindikten sonra
Gezinmiyeyim caddelerde

Ah, mümkün mü bir güzel kadın
Geçsin de yanımdan
Ben seyretmiyeyim
İçimi çekerek

Muzaffer Tayyip Uslu



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 15 Temmuz 2006; 3:49:18 >


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 3:50:12  

Ölüm Gelmişse


Bitmişse
Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
Bir akşamüstü garipliği
Sarmışsa her yeri
Güneş devrilmiş
Renkler solmuş
Sesler kesilmişse
Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
Ve çiçekler
Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
Bil ki ölüm saati gelmiştir
Senden uzak, kendimden uzak
Tüm umutlardan ve her şeyden uzak
Ben ölmüşümdür uzaklarda bir yerde
Gövdesini kurtların oyduğu
Bir ağaç gibi devrilmişimdir
O anı sen bileceksin herkesten önce
Herkesten iyi sen anlıyacaksın
Çâresizliğini, yıkılmışlığını
Sevdiğin adamın
Ve seni nasıl sevdiğini
Duyacaksın derinden derine
Belli belirsiz
Bir gölge düşecek gözlerine
Fakat ağlamıyacaksın, ağlamıyacaksın
Sen tek gelinim, sen tek kadınım
Sen güzelim, nazlım, bebeğim
Kadersizim sen
Gülerken ağlayanım, ağlarken gülenim
Varlığım, nedenim, alınyazım benim
Elbette ağlamıyacaksın
Çünkü sonsuzluklar
Sonsuz sevenler içindir
Çünkü ölüm
Sevmeyi ve ölmeyi bilenler içindir.

Ümit Yaşar Oğuzcan


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 3:52:42  

Ölüm

foyası
ömrünü
şavkır
ki
ölüm
de
özünde
aykırı
aşktır.

Metin Altıok


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 3:54:45  

İlâhi

Sabahın sinleye vardım gördüm cümle ölmüş yatar
Her biri biçare olmuş ömrün yayı varmış yatar

Vardım bunların katına baktım ecel heybetine
Nice yiğit muradına eremeyiben ölmüş yatar

Yemiş kurt kuş bunu keler nicelerin bağrın deler
Şol ufacık na-resteler gül gibice solmuş yatar

Tuzağa düşmüş tenleri hakka ulaşmış canları
Görmez misin sen bunları sıra bize gelmiş yatar

Esilmiş inci dişleri dökülmüş sarı saçları
Hepsinin bitmiş işleri emr-ü nemde ermiş yatar

Elleridir kınalı hep karavaşları şeker-leb
Kargı gibi uzun boylu gül yüzlü güzeller yatar

El bağlamıştır çoğusu hep Allah'tandır umusu
Taze kızdır kimisi alınmadan çoklar yatar

Gitmiş gözünün karası hiç işi yoktur durası
Kefen bezinin paresi sönüğe sarılmış yatar

Yunus gerçek aşık isen mülke suret bezemegil
Mülke suret bezeyenler kara toprak olmuş yatar.

Yunus Emre


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
halilgulen

Mesaj: 467

  15 Temmuz 2006; 14:48:45  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Üç Dil
.
En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde düsünüp rüya göreceksin
En azindan üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayagin kadar senin
Ana sütü gibi tatli
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabanci
Her kelime arslan agzinda
Her kelimeyi bir bir disinle tirnaginla
Kök sökercesine söküp çikartacaksin
Her kelimede bir tugla boyu yükselecek
Her kelime bir kat daha artacaksin

En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde
Canimin içi demesini
Canim agzima geldi demesini
Kirmizi gülün ali var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atin ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
Insanin insani sömürmesi
Rezilligin dik alasi demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin

En azindan üç dil bileceksin
En azindan üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azindan üç dil
Çünkü sen ne tarih ne cografya
Ne su ne busun
Oglum Mernus
Sen otobüsü kaçirmis bir milletin çocugusun.
.
Bedri Rahmi Eyüboglu


_____________________________

kusura bakma yine gecikmişim,
sevgiye on, ölüme beş...
razz_raziel

Mesaj: 322

  15 Temmuz 2006; 17:01:47  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

yeter arkadaşlar yapmayın bu sayfa bana çok fena efkar yaptırıo ya

_____________________________

What Doesnt Kill You Will Make You Wish It Had !!!
Guest
  15 Temmuz 2006; 22:00:34  

Anneme Mektup

Ben bu gurbet ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.

Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.

Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim

Necip Fazıl Kısakürek



_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 22:03:05  

Ayrılık Vakti

Akşamı getiren sesleri dinle
Dinle de gönlümü alıver gitsin
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin

Güneşle köye in, beni bırak da
Küçüle, küçüle kaybol ırakta
Su yolu dönerken arkana bak da
Köşede bir lahza kalıver gitsin

Ümidim yılların seline düştü
Saçının en titrek teline düştü
Kuru yaprak gibi eline düştü
İstersen rüzgara salıver gitsin.

Necip Fazıl Kısakürek


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 22:05:40  

Bahçedeki İhtiyar

Yıllar bir gözyaşı olup da kaymış
Nurlu ihtiyarın yanaklarında.
Yapraktan saçını yerlere yaymış,
Sonbahar ağlıyor ayaklarında.

Süzüyor ufukta bir kızıl yeri,
İçi karanlıkla dolu gözleri;
Alnında akşamın ince kederi,
Sessizliğin sırrı, dudaklarında.

Yanan bir kağıtta küçük bir satır
Yazı gibi akşam onu karartır;
Artık o, silinen bir hatıradır,
Bu ıssız bahçenin uzaklarında...

Necip Fazıl Kısakürek


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 22:09:52  


Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar

Necip Fazıl Kısakürek


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  15 Temmuz 2006; 22:14:56  

Bekleyen

Sen, kaçan bir ürkek ceylansın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim...

Necip Fazıl Kısakürek


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:05:22  

Biliyor musun?

Bir ananın çocuğuna gülüşü
Gibi sımsıcacık "aşk ne" diyorsun
Koyver bağrındaki çırpınan kuşu
At içinden sevilmeme korkusunu
Seni sevdiğimi biliyor musun?

İzlerimiz acılarda birleşti
Kuşkularım nefesinle sırlaştı
Zaman geldi, nurlaştı da nurlaştı
Uyandırma iç sıkıntın uyusun
Seni sevdiğimi biliyor musun?

Gelmeyecek uykuları koğmuşum
Akşam ölüp sabah yeni doğmuşum
Kanaryam, kekliğim, üveyik kuğum
Kaybettiğim şiirimin sonusun
Seni sevdiğimi biliyor musun ?

Seninle zamanı paylaştık diye
Saatler takvimler saydı geriye
Renklerin kavgası kızıştı niye
Düşlerimi gerçek yapan uykusun
Seni sevdiğimi biliyor musun?

Suları süsledi resimlerimiz
İçinden yok oldu hasımlarımız
Şarkılara geçti isimlerimiz
Işıksın cezbesin ben neysem O'sun
Seni sevdiğimi biliyor musun?

Mehmet Zeki Akdağ


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:07:50  

Aşk ve Hayat

Hayatı aşka böl, hayat çoğalır;
Hayatı aşkla çarp, zaman zor alır;
Bütün hayatları topla, aşk eder;
Hayattan aşk çıksa, elde ne kalır?

A.Vahap Akbaş


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
gurcan1
Uzaklaştırılmış
¥ gün kaldı.
  16 Temmuz 2006; 0:10:14  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

çok güzel şeyler arkadaşlar elinize gönlünüze saglık
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:10:43  

Tutsağın Olmazsam

Tutsağın olmazsam senin
bu gece de tüm geceler gibi
kıyısız okyanuslara düşerim
dalgasız denizlere.

tutsağın olmazsam senin
kanayan kanatlarımla
enlemsiz boylamsız gezerim
ülkesiz atlaslarda.

Tutsağın olmazsam senin
yaşadığım uçlar arasında
çılgınlığı ararım
sığamam küçük kalıplara.

Tutsağın olmazsam senin
çıktığım yazılarda
ismini ve ismimi kazırım
duvarlara yanyana.

Tutsağın olmazsam senin
yaşayamam
tutsak et beni
yoksa savaşamam.

A. Kadir


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:13:18  

Adsız Bir Çiçek

Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle

Edip Cansever


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:17:05  

Birgün

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsın apansız
Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
Bil ki seni seviyorum

Ümit Yaşar Oğuzcan


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:19:20  

Gece Nöbeti

daha az seviyorum seni
giderek daha az
unutur gibi seviyorum
azala azala
aramızdaki uzaklığın karanlığında

geceler kısalıp, gündüzler uzuyor böyle olunca
daha az seviyorum seni
kendini iyileştiren bir yara gibi
daha az
ve zamanla

sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuş yollara
ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi uyuyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da

artık daha az seviyorum seni
unutur gibi, ölür gibi daha az
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini
kolay değildi
yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
kaç acı birden imtihan etti beni
bir tek gece vardır insanın hayatında
ömür boyu sürer nöbeti
bu da öyleydi,
iyi ol, sağ ol, uzak ol
ama bir daha görme beni

Murathan Mungan


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:21:44  

Gece

Kandilli yüzerken uykularda
Mehtabı sürükledik sularda.

Bir yoldu parıldayan, gümüşten,
Gitlik... Bahs açmadık dönüşten,

Hülyâ tepeler, hayâl ağaçlar...
Durgun suda dinlenen yamaçlar...

Mevsim sonu Öyle bir zaman ki
Gâip bir mûsikiydi sanki.

Gitmiş kaybolmuşuz uzakta,
Rü'yâ sona ermeden şafakta...


Yahya Kemal Beyatlı


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:24:49  

Geceye Şiir

1

Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün;
Gelin, gelin, onu açın geceler!
Beni yâdedermiş gibi, bütün gün
Ötün kulağımda, çın çın, geceler!

Geceler çekmeyin benimçin hüzün,
Gelin siz, ruhumu tenimden süzün;
Bırakın nâşımı yerde gündüzün,
Gölgemi alın da kaçın geceler!

2

İnsanlar içinde en yalnız insan;
Düşün, taş duvara başın gömülü!
Ve kapan sükûta, granitten, taştan,
Mazgallı bir kale gibi örülü.

Gözünü tavandan ayırma ki, sen,
Üşürsün, gölgeni yerde görürsen.
Dikilir karşına, mumu söndürsen.
Ölüler içinde en yalnız ölü...

Necip Fazıl Kısakürek


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:28:08  

Gurbet

Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı,
Hepsi başka biçimde.

Eriyorum gitgide;
Elveda her ümide.
Gurbet benliğimi de
Bitirmiş bir içimde.

Ne arzum, ne emelim...
Yaralanmış bir elim
Ben gurbette değilim,
Gurbet benim içimde.


Kemâlettin Kamu


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:30:14  

Son Çağrı

Kan çok eski bir ırmak
Bütün köprüler yıkık
Sessizlikte ses korkak
Ağ örüyor karanlık

-Güneşin benim- derdin,
Doğacaksan doğ artık!

Aşk, çok eski bir bahçe
Bıçak bıçak hıçkırık
Gülleri ben suladım
Ben'de kaldı kuraklık

-Yağmurun benim- derdin,
Yağacaksan yağ artık!

Biz, o iki eski kuş
Nedendir bu uzaklık?
Tüm ormanlar kaybolmuş
Kör kuyuda bir çıkrık

-Kaderin benim- derdin,
Güleceksen gül artık!

Söz, çok eski bir çalgı
Sularda titrer kayık
Ben mızrapları kırdım
Sen de kov gitsin, kıtlık...

-Umudun benim- derdin,
Geleceksen gel artık!

Bahaettin Karakoç


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:33:01  

Ben Orada Sen Burada

Ben orada öldüm en çok orada bilmezsin
Orada zaman buruşmuş bir eski resimdi
Orada sen yoktun, gözlerin belli belirsiz
Koptum oradan, bir kırık heykelim şimdi

Bir kolum derin denizlerde tek başına
Ayaklarım çöllerde kum tepelerinde gömülü
Alıp götürür saçlarımı bir soğuk rüzgâr
Ben orada öldüm, en çok orada bir başka türlü

Hiç bende değilsin, burada yoksun ki
Orada var mısın, ya da ben yok muyum
Tek değiliz seninle, bütün olmadık hiç
Şimdi nerdeyiz nasılız bilmiyorum

Orada akşamlar daha çok serin
Ben bu kadar değilim, bu kadar yıkık
Sarhoşum, kederliyim, yoksulum, sensizim
Orası sisler içinde orası karanlık.

Bensiz olduğun yerde değil mi en güzelsin
Bensiz olduğun yerde söyle şarkılarını aşkın
Bir mermeri al, yont, şekil ver ona benden
Bir günah işlercesine sessiz ve dalgın

En iyisi sen burada kal, hep burada
Ellerinle kal, dudaklarınla, gözlerinle
Tut ki bütün renkler senin mavi kırmızı
Burada her şey sen nasıl istersen öyle

Bir büyük ayna duvarlar çok büyük
Orayı düşünme hiç burada soyun
Utandır duvarları pencereleri, kapıları
İki yalnızız şimdi anlıyor musun

Var sandığın sen sen değilsin bir başkası
Benim anlasana benim o yok dediğin
Sabahları bir serin havayım içine dolan
Benim akşamları pencerende beklediğin

Hiçbir şey bilmiyorum, sen anlıyorsun
Senin bilmediklerini anladığım gibi
Güzel, parmaklarının değdiği bir şey
Sensizlikler içinde seninle olmak iyi

Orada bulutlar yağıyor paramparça
Orada ağlayan dağlardır göğe en yakın
Orada sen yoksun, orada bir şey yok
Orada kan ve ölüm, orada yangın


Ümit Yaşar Oğuzcan


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:35:57  

Bana Bir Şarkı Söyle

Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden

Bana bir şarkı söyle
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divâne
Yaralıyım, çaresizim, umutsuzum

Bana bir şarkı söyle
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dokul karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin aksın içimde bir pınar gibi

Bana bir şarkı söyle
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan

Bana bir şarkı söyle
Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle

Ümit Yaşar Oğuzcan


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:38:00  

Gurbet Elde Baş Yastığa Gelende

Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Siyah toprağıyla taşı garibin

Yazık oldu şu Garib'in haline
Doymak olmaz lezzetine tadına
Her geldikçe yarenleri yadına
Dinmez asla çeşmi yaşı garibin

Gurbet ele garip giden bilinmez
Ağlayınca çeşmi yaşı silinmez
Garip nedir halin diye sorulmaz
Bulunmaz yareni eşi garibin

Gülmez nere gitse garibin yüzü
Kirlidir yakası yaşlıdır gözü
Açmaz bir yol kimseye gizli sözü
Muhabbettir hep sırdaşı garibin

Gurbet elde ben Garib'e kim baksın
Anam yoktur gelip gözyaşı döksün
Sanem yoktur mezarıma taş diksin
Bir çalıdır mezar taşı garibin

Âşık Garip


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:40:48  

Gönül Gurbet Ele Çıkma

Gönül gurbet ele çıkma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yöğrüktür bizim atımız
Yardan atlattı zatımız
Gurbet ilde kıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez

Bahçemizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz

Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri
Sunam gurbet elin kahrı
Ya çekilir ya çekilmez

Emrah der ki düştüm dile
Bülbül figan eder güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır ya alınmaz

Erzurumlu Emrah


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:43:16  

Otel Odaları

Bir merhamettir yanan, daracık odaların,
İsli lâmbalarında, isli lâmbalarında.

Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış,
Küflü aynalarında, küflü aynalarında.

Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam,
Kırık masalarında, kırık masalarında.

Bir sırrı sürüklüyor, terlikler tıpır tıpır,
İzbe sofalarında, izbe sofalarında.

Atıyor sızıların, çıplak duvarda nabzı,
Çivi yaralarında, çivi yaralarında.

Kulak verin ki, zaman, tahtayı kemiriyor,
Tavan aralarında, tavan aralarında.

Ağlayın, âşinasız, sessiz, can verenlere,
Otel odalarında, otel odalarında!...

Necip Fazıl Kısakürek


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:45:22  

Gurbet

Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!

Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet

Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!..

Çile, 1923

Necip Fazıl Kısakürek


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:47:31  

Gönlümdeki Gurbet

Dost ülkeler duman duman önümde
Dağların alnında gurbet yazılı
Göv göcekler firez oldu gönlümde
Çamların dalında gurbet yazılı

Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan
Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan
Özümüz gövünür yanık havadan
Sazların telinde gurbet yazılı

Gene yanar oldu bağrımın başı,
Nasıl söner bu sevginin ateşi?
Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı
Atların nalında gurbet yazılı

Bir canım olsa da yurt için versem
Ufka nakış nakış kanımı sersem
Kalk gardaş sılaya gidelim desem
Ötüken yolunda gurbet yazılı

Abdurrahim Karakoç



_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:49:56  

Bu Eller miydi?

Bu eller miydi masallar arasından
Rüyalara uzattığım bu eller miydi
Arzu dolu, yaşamak dolu,
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan?

Bilyalann aydınlık dünyacıkları,
Bu eller miydi hayatı o dünyaların?
Altın bir oyun gibi eserdi,
Altın tüylerinden mevsimin rüzgârı.

Topraktan evler yapan bu eller miydi?
Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
El işi vazifelerinin önünde
Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

Kaybolmuş, o çizgilerden,
Falcının saadet dedikleri.
O köylü çakısının kestiği yer,
Söğüt dallarından düdük yaparken.

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi?
Bir kaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
Yorganın altına saklanarak,
Bu eller miydi sevmeyen geceyi?

Ayrılmış sevgili oyuncaklardan,
Kırmış küçük şişelerini.
Ve her şeyden ve her şeyden sonra
Bu eller miydi Allah'a açılan!

Fazıl Hüsnü Dağlarca


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:51:59  

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Âkif Ersoy


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:54:06  

Yosun

Gecenin en uç yerinde bir kadın
Örer saçını köpüklü mermere
Parmakları ucundan tutar karanlığın
Ve ömür uzanır bilinmez yere

Saçlarından tuttum gecenin
Yüreğimde ne korku ne keder
İçimde sonsuzluğu bu sevginin
Baktım yüzüne dünyalar değer

O ölüm ötesi kaygılarınla
Bir sevgi kulesidir erişilmez için
Kuru bir dal korkunun uzanışı
Ve ürkek bir tavşan gibi gözlerin

Çıkardım kalbini ay ışığına
Yıkandı acının en derin izi
Belki taş altında kemik ve kül
Bilinmez korkunun karanlık yüzü

Deniz yıllarca besler kalbinde
Sonsuz çırpınışlarını bir arzunun
Duyulur kayanın yeşil dilinde
Bitmeyen açlığı o ilk yosunun

Mustafa Miyasoğlu


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:56:30  

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,
beni yaktırırsın,
odanda ocağın
üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf,
beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama
biz
o zamana kadar
o kadar karışacağız ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile
zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek açacak :
biri
sen
biri de
ben.
Ben
daha olumlu düşünüyorum
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

Nazım Hikmet


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 0:59:09  

Beyazıt Meydanı'ndaki Ölü

Bir ölü yatıyor
on dokuz yaşında bir delikanlı
gündüzleri güneşte
geceleri yıldızların altında
İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.

Bir ölü yatıyor
ders kitabı bir elinde
bir elinde başlamadan biten rüyası
bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında
İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.

Bir ölü yatıyor
vurdular
kurşun yarası
kızıl karanfil gibi açmış alnında
İstanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.

Bir ölü yatacak
toprağa şıp şıp damlayacak kanı
silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip
zaptedene kadar
büyük meydanı.

Nazım Hikmet


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 1:01:38  

Beş Satırla

Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Nazım Hikmet


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 1:03:42  

Bir Ayrılış Hikâyesi

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

Nazım Hikmet


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 1:05:45  

Bulut mu Olsam

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Nazım Hikmet


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 1:07:50  

Bulutlar Adam Öldürmesin

Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

Gelinler aynada saçını tarar,
aynanın içinde birini arar.
Elbet böyle sizi de aradılar.
Gelinlere kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

İhtiyarlıkta aklına insanın,
tatlı anıları gelmeli yalnız.
Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,
efendiler, siz de ihtiyarsınız.
Bulutlar adam öldürmesin.

Nazım Hikmet


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
DesertRose

Mesaj: 829

  16 Temmuz 2006; 2:39:33  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Seni şimdi başkalarının gözlerine emanet ediyorum...




Murathan Mungan



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi DesertRose -- 16 Temmuz 2006; 2:40:06 >


_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
DesertRose

Mesaj: 829

  16 Temmuz 2006; 2:53:42  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Nur yüzüne çizdiğin çaresizlik
yakışmamış sana.
Gül tenine giydiğin o yalanlar
hiç olmamış.
Ben daha iyisini de görmüştüm.
O nur yüzünü kıskanan kuyruklu yıldızları,
o gül teninde yalvar yakar dolaşan rüzgarları...
Ben seni böyle sevmedim.
Riya bekleme.
Ben seni bu hallerinle sevmedim ki...

Erhan Güleryüz


_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
DesertRose

Mesaj: 829

  16 Temmuz 2006; 2:55:59  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Sen yokken gittim
Korkularımın üstüne
Hiç ardıma bakmadım
Gümüş şiirler yazdım sen yokken
Çok yangın çıktı yüreğimde
Küllerini bile savurmadım
Irak denizlerin fırtınasıydım
Uzak iklimlerin sert rüzgarları
Kulaçlarken denizinde gurbeti
Kanlı savaşlarım,
Belalı sevdalarım olmadı hiç
Ama hep sustum,
Hep ağladım, hep yandım sen yokken.
Bekliyorum dönüşünü yeniden,
Bir gelsen,
Hayatın önünden alsan beni
Bir gelsen,
Sellerin önünden alsan beni
Bir gelsen,
Ölümlü düşlerimden alsan beni.

Çok durdum güneşe karşı bir başıma
Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin
Sen yokken,
Az dolaşmadım gönlümün kuytularında
Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda
Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında
Zifirlerinde sadece ben üşürdüm.
Hiç aldırmadım esen rüzgara
Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya
Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından
Ama bütün yangınlar beni yaktı önce
Hep ortasında kaldım vurgunların
Vurgun nedir ki? deme
Bir babanın serzenişi nasılsa öyle
Bayrakları indirilmiş,
Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken
Hep sustum,
Hep yandım, hep ağladım sen yokken.
Bir gelsen,
Yangınlardan alsan beni,
Bir gelsen,
Dünyalarımdan alsan beni,
Bir gelsen,
Şafaksız gecelerden alsan beni,
Ama ne zaman gelsen,
Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.



Cahit Külebi


_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
DesertRose

Mesaj: 829

  16 Temmuz 2006; 3:08:30  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

Nazım Hikmet


_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
Aganta Burina Burinata

Mesaj: 2459

  16 Temmuz 2006; 13:04:44  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

en güzel serüvenlerimizin gemilerini yaktık
perişan ayaklarımızda yağmur sesleri çılgın
saçlarımızdan kaçan dağınık ordulardık
gözlerimizde paslı kilitler huysuz
öperken korkunç
sağır dudaklardık
sağır dudaklarımızla uzun soluklu yağız atlardık
yağıyorduk korkusuz



Murathan Mungan


_____________________________

Ne zaman içime biraz fazla baksam yükseklik korkum depreşir ...


Guest
  16 Temmuz 2006; 14:02:10  

Gülümse

Gülümse hadi gülümse
Bulutlar gitsin
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Hadi gülümse

Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir Akdeniz olur
Gülümse

Tut ki karnım acıktı
Anneme küstüm
Tüm şehir bana küstü
Bir kedim bile yok anlıyor musun
Hadi gülümse

Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı
Çakıltaşlarım vardı benim
Ama sen başkasın anlıyor musun başkasın

Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir Akdeniz olur
Gülümse



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 16 Temmuz 2006; 14:02:32 >


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 14:04:22  

Güllerim Soldu

Güllerim soldu kaldırımlarda
Gonce yüklü dallarıma ayaz vurdu
Demlerim oldu son akşamlarda
Bir nefeslik duraklarda çiçek açtım

Bir tek sana güvenmiştim
Öncem yoktu sonram yoktu
Soyundum sevinç giyindim
Sevinmek sanki bir suçtu

Hani herşeyindim ben senim
Hani kor dudaklındım
Hani karlarda açan çiçektim
Vazgeçilmezdim



_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 14:06:32  

Beni Unutma

Bir gün daha yaşandı ve bitti
Küçük sevinçleri ve küçük kederleriyle
Herhangi bir gündü çok önemli değildi
Seni düşündüğüm birkaç andan başka

Bilirim herkes payına düşeni yaşar
Ve her yeni günde değişir hep bir şeyler
Sen de kendi payından bir hatıra seç ne olur
O ben olayım beni unutma
Beni unutma beni untma beni unutma
Bilirsin unutulmak dokunur ya her insana
Sen de kendi payından bir hatıra seç
Ve o ben olayım unutma beni unutma

Bilir misin seni gerçekten sevdim
Sevdiğim daha bir çok şeyin arasında
Bir tek seni seçtim hatıralar arasında
Sebep diye bir küçük mutluluğa


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 14:08:34  

Yalnızca Sitem

Vurgun yemiş misali gönlüm tutuldu aşka
Ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka

Bu yangın benle ölünceye dek yaşasın varsın
Dünyanın o son günü sen beni arayacaksın

Doymadım doyamadım sevmelere seni ben
Kimseyi koyamadım yerine yeniden
Saymadım sayamadım sensiz geçen yılları
Ne inkar ne itiraf bu yalnızca sitem

Zannetme bir gün geri dönmek değil niyetim
Hasrete teslim oldum asla gelmeyeceğim

Bu yangın benle ölünceye dek yaşasın varsın
Dünyanın o son günü sen beni arayacaksın


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 14:11:18  

Tükeneceğiz

Ne böyle senle ne de sensiz
Yazık yaşanmıyor çaresiz
Ne bir arada ne de ayrı
Olmak imkânsız hiç sebepsiz

Ne hayallerle ne ümitlerle
Mutlu olmaktı dileğimiz
Suçlu ne sensin ne de benim
Şimdi sensizim sen de bensiz

Bir an gelip te küllenince
Yüreklerimiz dinlenince
Başka sevgilerde teselli bulunca
İşte biz o gün düşüneceğiz

Etrafımızı sarıverecek
Bir boşluk ki asla bitmeyecek
Her şey bir anda anlamsız gelecek
İşte biz o gün tükeneceğiz



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 16 Temmuz 2006; 14:17:16 >


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 14:13:20  

Son Bakış

Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler
Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler.

Aman aman yandım amman
Acı yüzler kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 14:15:26  

Hayır

Dün gece biraz kırgın biraz sinirliydin
Mutlaka bir şeylere sıkılmıştı canın
Yoksa sen ölsen bile asla bana öyle
Hiç bir zaman sevmedim seni diyemezdin

Evet hatta biraz fazla sinirliydin
Belki de ben hata yaptım farkında olmadan
Mutlaka işlerin filan yolunda değildi
Yoksa hiç böyle şakalar yaparmıydın sen

Hayır hayır yalan
Sen de beni sevdiğini inkar etme
Hayır olmaz
Bu yalnızca bir anlık öfke

Öfkeli olmasan asla bağırmazdın öyle
Ne olur anla artık lütfen bitti diye
Başkası var artık diye yalan da söyledim
Sanki inanırmışım gibi böyle şeye


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
Guest
  16 Temmuz 2006; 14:18:00  

Yalnızlık Senfonisi

Anladım sonu yok yalnızlığın,
Her gün çoğalacak. . .
Her zaman böyle miydi bilmiyorum
Sanki dokunmazdı çocukken ağlamak. . .
Alışır her insan alışır zamanla
Kırılıp incinmeye.
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp
Yeniden ayağa kalkmak. . .
Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
Bekliyorum bekliyorum bekliyorum. . .
Hadi gelin üstüme korkmuyorum.
Bulutlar yüklü
Ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet. . .


_____________________________

Katılım zamanı: 31 Aralık 2004;
HuZuN_CiCeGi

Mesaj: 697

  17 Temmuz 2006; 17:10:04  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

SEN GELMEYİNCE

Sen gelmeyince gam gelir
O burukluk sularda yansıyan
Bir tasa ki bırakmaz
Sabah gelir akşam gelir .
Bıçak sapladın bağrıma
Gam getirdin kervan kervan
Bir karabulut gibi çöktün yaşantıma .
Bak yavrum yokluğun işte
Elimi uzatsam tutacağım
Öyle alıştım ki hasretine
Seni unutacağım ...


_____________________________

Allah'ım Gönlümüzde Olanları Hakkımızda Hayırlı Eyle...
Hakkımızda Hayırlı Olana Gönlümüzü Razı Eyle...

HuZuN_CiCeGi

Mesaj: 697

  17 Temmuz 2006; 17:17:11  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Seni zalim ,
Seni Allah'tan korkmaz
İçime düşersin kurt gibi
Sular kararır kararmaz .
Dudaklarında o bükülüş
O hiç birşey umursamaz
Müstehzi gülüş .
Bir hatırlayış ki sıtmalı
Bu yılan hikayesi
Artık bitmeli ...



_____________________________

Allah'ım Gönlümüzde Olanları Hakkımızda Hayırlı Eyle...
Hakkımızda Hayırlı Olana Gönlümüzü Razı Eyle...

DesertRose

Mesaj: 829

  17 Temmuz 2006; 23:54:23  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

SAKLA YAMALARINI KALBİM

ne gül
ne yarın!

gül,
küle karılmış günlerin tortusunda
yarın,
vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda

sakla yamalarını kalbim...

insanlar büyüdükçe günler kısalırlar
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar

sakla yamalarını kalbim...

kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma...



Yilmaz Odabaşı




_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
DesertRose

Mesaj: 829

  18 Temmuz 2006; 1:40:24  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

'beni yalnızlığımda vurdular o gece
kalbimi suyla oydular gece vakti
öldüğümü bile söylemediler...'


A.Erhan


_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
DesertRose

Mesaj: 829

  18 Temmuz 2006; 2:54:42  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

SAVRULAN SOKAKLARINA ÖMRÜMÜN

güldükçe
gün
devrilir gözlerinin akşamına
gecedir, bir rüzgâr getirir ellerini
öperim... kimseler görmez

dallar ıslaktır ay ışığında

adın sonbahar yüzlü bir çocuk
ömrümün esrikliğine dolanır gelir
bu kentli akşamlar sanıktır, kanatır yokluğunu
sesin sessizliğimde çoğalır gelir

dallar ıslaktır ay ışığında

gitmen bildiği gibi konuşuyordu
bensiz...
belki bir kış güneşiydin kim bilir
belki kimselerin uğramadığı bir güz çınarı
kalakaldın tenhalığa
gölgesiz...

/ve şarkın kanayan bir gül gibi iner
savrulan sokaklarına ömrümün…/




Yilmaz Odabaşı


_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
ases

Mesaj: 19

  18 Temmuz 2006; 6:35:31  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

ÜÇÜN VEDASI.

Bu gece vurmalıyım kendimi
Evet...
Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
Yakmalıyım bu şehri de bu gece
Kendimle beraber yakmalıyım bu şehri de
Bir daha gün doğmamalı
Ve bir daha ışık yanmamalı bu şehirde
Benim gibi ağlayan
Benim gibi sevdiğinden ayrı kalan
Ve benim gibi unutulan olmamalı
Aslında hiçbir şey olmamalı
Beni yakan bu şehri, kendimle beraber yakmalıyım bu gece

Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
Yakmalıyım bu şehri de bu gece
Anılarımdan başlamalıyım
Sonra senden
Sonra cadde cadde sokak sokak yanmalı bu şehirde
Beni yakan bu şehir şimdi kendi yanmalı...

Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
İlk başta lanet olası ellerini tutan elimden başlamalıyım
Sonra ayaklarıma sıkmalıyım
Aslında mecburum ayaklarımdan vurmaya
Gelmemeliyim yanına seni de vurmamalıyım
Çünkü sen ölmemelisin
Çünkü sen yaşamalısın.
Çünkü bu şehri yakarken içinde sende olmalısın..
Bu koca şehirle beraber sende yanmalısın...
Son olarak kalbime sıkmalıyım
Ama önce resmine son bir kez daha bakmalıyım
Ardından resmini de yakmalıyım
Ve sonra
Ve sonra kalbime de sıkmalıyım.

Bu gece vurmalıyım kendimi tam üç yerimden
O köşe de başlamalıyım kendimi vurmaya
Seni beklediğim o köşedeki ağacın altında vurmalıyım.

Ben öldükten sonra yanmalısınız sizde
Öldükten sonra yanması gereken üç şeyde
Bu koca şehir, sen ve üç yerinden vurulmuş cesedim...


_____________________________

ases

Mesaj: 19

  18 Temmuz 2006; 6:41:23  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Ben.. Sen...


Öylece durmayı seviyorum ben..
Durup ardından bakmayı..
Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan..
yaprak seviyorum ben yaprak..
Kuru, yaş ayırmadan..
Sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına bakmadan..

Ceyhun Yılmaz





_____________________________

DesertRose

Mesaj: 829

  18 Temmuz 2006; 12:34:37  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Beklediğim,özlediğim,sevdiğim...
Seni sevmesem
Yaşayabilir miyim sanıyorsun?


_____________________________

Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi.
Beni unutma...
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar…
.::DesertRose::.
Sayfa:   <<   < önceki  38 39 [40] 41 42 43 44 45 46 47   sonraki >   >>
Sayfa: <<   < önceki  38 39 [40] 41 42 43 44 45 46 47   sonraki >   >>
Buraya git:



Donanım Haber Video İnceleme
Acer Ferrari One röportajı
Acer'dan hızı ve teknik özellikleriyle şaşırtan sıra dışı Netbook; Ferrari One
Röportaj: Koç.net ile BİRİ'yi konuştuk
BİRİ ADSL ile telefon konuşmalarında %30'a varan indirim ve fazlası...
 


Yeni mesajlar Yeni mesajlar yok
Popüler konu, yeni mesajlar ile Popüler konu, yeni mesajsız
Kilitli yeni mesajlar ile Yeni mesajsız kilitli
 Yeni mesaj at
 Mesaja cevap at
 Yeni anket aç
 Oy kullan
 Kendi mesajımı sil
 Kendi konumu sil
 Mesaja değerlendir
 
Reklamlar

Videolarımız
 
Patriot Türkiye'de!

Cebit'de Firebal standındayız!


DL370 G6



Forum Software powered by ASP Playground Advanced Edition 2.3
Copyright © 2000 - 2006 ASPPlayground.NET

Sayfayı mobil sürümde görmek için tıklayınız



2.359