Galatasaray 100 yıllık bir kulüp olmakla birlikte, 500 senelik bir eğitim kurumudur. Lise ve üniversitesi ile bu ülkeye politikadan ekonomiye hizmet eden binlerce kişi yetiştirmiş bir kurumdur Galatasaray. Avrupa'da kazandığı başarıları ile Türkiye'ye hiç bir zaman parayla yaptıramayacağı bir reklam yapmıştır Galatasaray. Yine kazandığı başarılar ile Avrupa'nın takımları sıralamasının en başına oturmuş bir TÜRK takımıdır Galatasaray. Ve, milyonlarca taraftara sahip bir kulüptür Galatasaray. İtibar para demek değildir. Büyüklüğünüz ile, hoş görünüz ile, başarılarınız ile, duruşunuz ile, sevginiz ile, doğruluğunuz ile, dürüstlüğünüz ile, kültürünüz ile itibarlı olursunuz. İşte bu Galatasaraylılık duruşu, sevgisi, doğruluğu ve kültürü yüzünden Galatasaray bu sene ipi göğüsledi. Özer ARMAĞAN
Değerli GALATASARAYLI dostlar bu topic,e ortak avatar,imza tespit etmek dahil her şekilde organize olmak ve ortak bir duruş sergilemek amacıyla,gönül verdigimiz renklerimize sevgi ve saygı çercevesinde hizmet etmek, dostluklar kurmak amacıyla bu topic,te buluşmayı,paylaşmayı teklif ediyorum...
DH - AY topigine ugrayıp Galatasaray'lı oldugunuzu belli edin lütfen
Ahmed ROBENSON;Galatasaray lisesi'nin en eski beden öğretmenlerinden ve ilk kalecilerden; 1911 yılında Türkiye'de ilk basket maçını yaptırmıştır.
1926 yılında Galatasaray'ın başkanlığını da yapmıştır.
Ahmet Robenson' un babası hindistan da gorev yapan bir ingiliz subayıdır müslüman olur ve 2.abdulhamit'e muracaat ederek istanbul'a gelir türk ordusunda gorev yapar.Ahmet,Abdurrahman ve Fevzi isimlerinde uc oğlu vardır hepsi de galatasaray lisesinde okur.Ahmet ve Abdurrahman Robenson sporla ilgilidir,beden egitimi ogretmenligi yaparlar izcilik,basketbol gibi yenilikleri ogretip tanıtırlar.Fevzi Robenson askeri pilottur ve ırak dolaylarında ucagının ingilizler tarafından dusurulmesi sonucunda ölmustür.
1907 yilinda bir amerikan dergisinde, basketbol ile ilgili bir makaleden etkilenmiş ve liseli arkada$larini toparlayarak turkiye'ye basketbolu kazandirmi$tir.yuksek yere asilmiş iki adet 2 adet sepet, buruşturulmuş kagitlar ile dergiyi okuya okuya basketbolun nasil oynandigini arkadaşlarina anlatmiştir.
Ali Sami YEN;Sonradan Yen soyadını alan Ali Sami bey, 20 Mayıs 1886'da İstanbulun Kandilli semtinde doğdu. Babası, ünlü edebiyatçılarımızdan Şemsettin Sami'ydi. Galatasaray Lisesi'nde okudu ve futbol oynadı. Ali Sami Yen, sadece Galatasaray Kulübünün kurucusu olarak kalmadı aynı zamanda Türk futbolunun önde gelen örgütleyicilerinden biri oldu.
Yen, 1923 yılında kurulan Türkiye idman cemiyetleri İttifakı'nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. 1924 Paris olimpiyatlarına katılan Türk kafilesinin başkanlığını yaptı. 1926-1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat komitesinin başkanlığı görevini yürüttü.
Galatasaray'da 1905-1918 arasında 13 yıl, 1925'te 1 yıl olmak üzere iki dönemde 14 yıl başkan olarak hizmet verdi.
Ali Sami Yen'in Sarı Kırmızılı kulübe önemli bir katkısıda Galatasaray Müzesinin kurulması oldu. 1905 yılında yönettiği Moda-Kadıköy karşılaşması nedeniyle, Ali Sami Yen'in ilk Türk hakem olabileceği de çeşitli kaynaklarda yazılıdır. Mili Takımın Romanya ile yaptığı ilk maçta, teknik adam olarak takımın başında o vardı. Bu görevi de bir süre yürütmüş, yani Türk Milli Takımın ilk teknik direktörü olmuştur. Türk Spor Tarihinin en seçkin kişilerinden biri olan Ali Sami Yen Feriköy mezarlığında toprağa verildi.
Asım Tevfik SONUMUT;Galatasaray Spor Kulübü'nün 12 kurucusundan biridir ve muhasebesinitutan ilk kişidir.
Burhan ATAK;Galatasaray'ın kurucularından ve futbolcularındandır.
Bülent EKEN;Çocukluk yıllarında Atatürk�ün kucağına alıp babasına "bu çocuk bana ne kadar benziyor ya" dediği bilinir.
1923 yılında doğan Bülent Eken 1942 yılında sarı kırmızılıu formayı giymeye başladı. 8 yıl boyunca Galatasaraya'ın savunmasında görev yaptı. 1950 yılında İtalya'nın Salernitana takımına transfer oldu. Bir sonraki sezon Palermo'ya transfer olan Bülent Eken orada da 1 sezon kaldıktan sonra 1953 yılında Galatasaray'a geri döndü. 13 kez Milli Takım'da oynayan Eken futbolu bıraktıktan sonra İtalya'da teknik direktörlük görevi aldı. 1963 yılında A Milli Takımı çaılştıran Bülent Eken başta Galatasaray, Altay ve Göztepe olmak üzere birçok takımın teknik direktörlüğünü üstlendi
Celal İBRAHİM;1884 yılında dogdu.Galatasaray Spor Kulübü'nün 4 numaralı kurucu üyesidir. 1. Dünya Savaşı'nda şehit olmuştur. Galatasaray adına Fenerbahçe'ye ilk gol atan futbolcudur.
Mekteb-i Sultani'de hukuk öğrencisi olan 646 okul numaralı Celal İbrahim, Çanakkale Savaşı'na gönüllü asker toplandığı sırada kayıtlardan bir gün önceki gece askerlik şubesinin kapısında beklemiş ve sabah gönüllü listesine ismini ilk yazdıran kişi olmuştur.
Cemil ERLERTÜRK(Katır Cemil);1938 Yılında Altay dan gelen Cemil G.Saray'a bek olarak gelmişti,ancak forvet sıkıntısı nedeniyle forvet oynatılan Cemil burada çok başarılı olur.Son derece güçlü,mücadeleyi seven,gözüpek biri olan Cemil,o zamanlar en sert şutlar attığı için Katır Cemil olarak anılmıştır.Attığı gollerle olduğu kadar rakip savunmayı yıpratarak arkadaşlarına gol imkanları yaratması ile de tanınır.Vatan kupası finalinde Fenerbahçe'ye 4 gol atarak kupanın kazanılmasını sağlamış.Katır Cemil gücüne çok güvendiği için kendine bakmadığından kısa süre sonra futbolunda düşüş başlar. Fransada futbolcu olarak şansını denese de başarılı olamayarak,döner.Dönüşte tekrar GS oynamaya başladıysa da, pek başarılı olamayınca futbolu genç sayılacak yaşta bırakır.
Edip OSSA;Galatasaray'ın efsane futbolcularından biridir.Fazla birbilgiye ulaşamadım.
Emin Bülent Serdaroğlu;Dogum yeri memleketi Halep yada İstanbul oldugu tahmin edilir.1886 yılında doğmuştur.Dedesi Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa,babası Ömer Muzaffer beydir. Annesi ise Müşür Cemil Paşa'nın kızıdır. Galatasaray Futbol Takımının ilk Türk kaptanıdır.Galatasaray Spor Kulübü'nün 2 numaralı kurucu üyesidir. Aynı zamanda şairdir.Şair olarak Fecriati Topluluğu kurucularından biriydi.28.11.1942 da öldü.
Eşref AYKAÇ;1918 Yılında İstanbulda doğan Eşfak Aykaç şair Fazıl Ahmet Aykaç'ın oğlu.Futbola G.Saray lisesinde başladı ve 18 yaşında A takıma alındı.10 Yıl süre ile sarı kırmızı formayı giydi.Futbolu bıraktıktan sonra GS kulübü ve Futbol Federasyonunda yönetici olarak çeşitli görevler alır.TFF Genel Sekreteri olarak 1955 yılında Türkiyenin UEFA ya alınmasında etkin rol oynadı.Futbola TD olarak da hizmet veren Eşfak Aykaç 1956 yılında Macaristanı 3-1 yenerek tarihi zafer elde eden milli takımın Tek Seçicisiydi.Uzun yıllar spor yazarlığı da yapan Eşfak Aykaç G.Saray'ın önde gelen duayenlerinden ve halen GS Divan Kurulunda aktif olarak görev yapmaktayken 2004 yılında öldü.
Fuat Hüsnü Kayacan(Oturanlardan soldan 4. sıra);İlk Türk futbolcusu olarak bilinir.
Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa'nın oğlu olan Fuad Bey, 1879 yılında İstanbul'da doğmuştur. Deniz Harp Okulu'nda öğrenciyken, Kadıköy ve Moda'da oturan İngiliz ailelerin kendi aralarında kurdukları futbol takımlarından etkilenerek, arkadaşı Reşat Danyal Bey'le birlikte Türk gençlerden oluşan "Black Stockings" (Siyah Çoraplılar) adında bir takım kurdu.Bu takımın istibdat dönemi hafiyeleri tarafından ilk maçında sahada basılıp dağıtılması üzerine Boby takma adıyla İngiliz takımı olan Cadikeuy (Kadıköy) takımında oynamaya başladı. Cadikeuy ve Moda kulüplerinde üç yıl oynadıktan sonra 1908'de Galatasaray'a geçti ve 3 defa İstanbul Ligi şampiyonluğunu kazandı.
1912'de görevli olarak İngiltere'ye gitti. 1914'de yurda döndükten sonra 3 yıl boyunca Fenerbahçe'de oynadı, daha sonra genel kaptanlık yaptı.(Transfer oldugunu sanmayın Galatasaray Fenerbahçe kurulduğunda kendine dişli bir rakip kazanmak için bazı oyuncularını fenerbahçeye geçirmiştir.)1920'den itibaren gazete ve dergilerde futbolla ilgili yazıları yayınlandı. Fenerbahçe'den tekrar Galatasaray'a döndü ve 1963 yılında Galatasaray Kulübü Divan üyesi iken vefat etti.
Gündüz KILIÇ(Baba);1919 yılında İstanbul'da doğan Gündüz Kılıç, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra futbol hayatına sarı kırmızılı takımda santrafor olarak başladı. Güçlü, büyük, iyi eğitimli, incelikli, karizmatik, cana yakın ve başarıya aç...Sahte gösterişe asla yer vermeyen, ancak hiçbir zaman da insanı sıkmayan biri...
1938 yılında futbol hayatına ara vererek yüksek öğrenim için Almanya'ya gitti. Döndüğünde tekrar Galatasaray forması giyen Kılıç, dönüşünde 2 Türkiye Ligi Şampiyonluğu yaşadı. 11 kez A Milli Takım'da görev yapan Kılıç 1953 yılına kadar Galatasaray'da görev yaptı. Baba lakaplı futbolcu 1980 yılında vefat etti.
Galatasaray'da Gündüz Kılıç devrimi 1952 yılında, bir sabah erkenden, takım kaptanının üniformasını dolabına astıktan sonra koç üniforması giyerek arkasına bakmadan ıslık çalmasıyla başladı. Bir zamanlar Galatasaray takımının kaptanı olan Gündüz Kılıç eski takım arkadaşlarının ve takıma aldığı parlak, genç yeteneklerin koçluğunu yaparak, 1934-1952 arasında tek bir şampiyonluk olmadan geçen, dertli ve kederli ok sekiz uzun yılın ardından takımı sayısız şampiyonluğa taşıdı. Her Galatasaray oyuncusu , öğrencisi ya da taraftarı Gündüz Kılıç'ta örnek birini görmüştü; çok iyi oynayan biri, çok iyi motive eden biri, çok iyi eğitim veren biri, birlikte çalıştığı her bir kişinin en iyi yanlarını ortaya çıkaran biri...Saha içinde de dışında da gerçek bir centilmen olan Gündüz Kılıç Galatasaray`ı , yepyeni parlak hedeflere taşıdı. Gündüz'ün liderliği altında Galatasaray Türkiye kupası ve uluslararası maçlar gibi sayısız şampiyonluğa imza attı.
Vizyonu geniş koçluk biçimi ve güçlü iletişim yetenekleri Türkiye'de yıllar boyunca koçluğun belkemiği olarak kalacaktı.
Mehmet LEBLEBİ(Leblebi Mehmet);1908 yılında doğan Mehmet Leblebi, Galatasaray Lisesi'nde okuduğu yıllarda futbol oynamaya başladı ve kısa sürede yıldızlaştı.20 Kasım 1925 tarihinde Fenerbahçe stadında yapılan maçta G.Saray Vefa'yi 20-0 yenmiş ve bu 14 gol atan Leblebi Mehmet birdaha kırılması biryana ,yaklaşılamayan dahi bir rekorun sahibi olmuş. 1908 Yılında doğan Mehmet G.Saray lisesinde okurken futbola başlar ve 12 yaşında genç takımda,14 yaşında ise A takımda yer almaya başlar.16 yaşında milli takımla beraber Paris Olimpiyatlarına katılır.Futbolu genç sayılacak yaşta,26 yaşında bırakır ve bundan sonra uzun yıllar kulüpte yönetici olarak görev yapar.Leblebi lakabı ile ilgili pek çok söylenti olsa da kendisinin söyledikleri doğru kabul edilir.Kendisinin ifadesine göre A takımda istediği gibi oynamayan bazı oyunculara çıkışan Yusuf Ziyan Öniş "şu leblebi kadar çocuğu örnek alın" deyince adı Leblebi Mehmet olarak kalır.GS ile 5 kez şampiyonluk yaşayan Leblebi Mehmet futboldan sonra atıldığı iş hayatında da büyük başarılar kazanır.
İşlettiği Taksim gazinosu ve Liman lokantası nedeniyle adı "gazinocular kralı" olarak anılır.Leblebi Mehmet 1972 yılında vefat etmiştir.
Muslihittin Peykoğlu;Galatasaray'ın efsane futbolcularından biridir.1944-1946 yılında başkanlık yapmıştır ve Ali Sami YEN stadının yapılmasında emeğiolan başkanlardandır.
Naci ÖZKAYA(Sarı Naci);Tam anlamıyla hayatını Galatasaray'a adamıştır.Bu cümle kimilerine klişe gelebilir. Ama Naci Özkaya ya da diğer adıyla �Sarı Naci� gerçekten de hayatını, birçoğunu bir daha asla yaşayamayacağı özel anlarını Galatasaray uğruna hiçe saymış bir futbol adamı. 1948�de adım attığı Galatasaray camiasında futbolculuktan Divan üyeliğine, menajerlikten Florya Tesisleri müdürlüğüne kadar sayısız görev yapan Naci Özkaya ve kızı Betül Doğan�la, Özkaya�nın rahatsızlığı sonrası kalmaya başladığı Nezih Yaşlı Bakımevi�nde biraraya geldik...
1923 yılında, Trabzon�da dünyaya gelen Naci Özkaya, futbola 22 yaşında Ankara Demirspor�da başlar. 1945-46 sezonunda o takımda Gündüz Kılıç�la birlikte forma giyen Özkaya, önce Ankaragücü�ne oradan da �Sarı Naci� olarak nam salacağı Galatasaray�a transfer olur. Geldiğinde Galatasaray şampiyonluğa hasrettir. Bülent-Reha Eken, Gündüz Kılıç ve Koçi Kandidis�li kadronun sağ beki Naci Özkaya�nın geldiği sezon 1931�den beri beklenen olur; Galatasaray İstanbul Ligi�nde şampiyonluğunu ilan eder. Gerçek hayatında nazik ve kibar bir beyefendi, yani tam bir centilmendir. Ama sağ kanatta, hırçın, rakibine adeta geçit vermeyen bir aslan kesilmesiyle tanınır Özkaya. İlk kez, 23 Nisan 1948�de Yunanistan�ı 3-1 mağlup ettiğimiz maçta Milli formayla tanışan futbolcu, aktif sporu bırakana dek 16 kez daha giyer ay-yıldızlı formayı� Galatasaray�da geçirdiği altı yılın ardından, 1954�te yine sarı kırmızı formayla futbola veda eder. Ama bu veda bir son değil; antrenörlük ve idarecilik günlerinin başlangıcı olur�
Kıbrıs Günleri 31 yaşında, futbolu bıraktığında daha da oynayabilecek gücü ve kuvveti vardır. Ama farklı bir hayata yelken açar. Önce, o yıllarda İngiliz hükümetinin yönetimindeki Kıbrıs�a gider. Ada�da renkleri sarı kırmızı olan bir kulüp kurar. Kurucusu, ilk antrenörü hatta futbolcusu olur Çetinkaya Spor Kulübü�nün. Ailesi de onunla birliktedir Kıbrıs�ta. Özkaya�nın kızı Betül Doğan, o kulüpte halen babasının �kurucu� sıfatıyla dev bir resminin asıldığını bilmesine rağmen bir türlü gidip, göremediğini söyler� Rahatsızlığı nedeniyle bir hayli çöken babasının o yıllardan kalma halini görmeye yüreği elvermez çünkü. Kıbrıs�ta sadece futbolla da ilgilenmez Sarı Naci. En büyük keyfi yemek olan Özkaya, bir de lokanta açar orada. Akdeniz�in ortasında geçirdiği altı yılın ardından, kader yeniden birleştirir yollarını Galatasaray�la Sarı Naci�nin.
Rollerin Değiştiği Zaman Kıbrıs dönüşü bir süre Galatasaray�da görev yaptıktan sonra, yurdun dört bir yanındaki farklı takımlarda antrenörlük yapar. Tabii Galatasaray�la olan bağını asla koparmaz� Çünkü bir tutkudur Naci Özkaya için Galatasaray ve futbol. Futbolcuları evladı gibi görür. Kimi zaman evlatlarından da üstün. Betül Hanım, sporla iç içe geçmiş aile yaşantılarını anlatırken kimi zaman mahzunlaşsa da, her zaman babasıyla gurur duyduğunu yineler: �Annem 10 ameliyat geçirdi yoktu; bizler doğum yaptık yoktu� Galatasaray her zaman birinci sıradaydı onun için. Hiçbir futbolcusunu ayırmazdı. Galatasaray Spor Kulübü�nde babamın emeğinin geçmediği birşey yok�.
Sadece Galatasaray�la sınırlı değildir onun futbolcularına olan düşkünlüğü. Giresun, İskenderun ya da Bolu�da antrenörlük yaptığı dönemlerde birlikte çalıştığı oyuncularına da aynı ilgi ve alakayı gösterir. Kimin düğünü, cenazesi ya da eşinin doğumu varsa, o her zaman yanlarındadır.
Galatasaraylı futbolcuların askerlik, sağlık ya da transferleriyle bizzat ilgilenir. Çünkü Futbol Takımı�nın idari menajeri olmuştur. Fatih Terim�in Adana�dan getirilmesinden tutun da, basında �yılan hikayesine döndü� diye başlıklar atılan Metin Yıldız�ın transfer anlaşmasının imzalanmasında da her zaman o vardı. Kimi zaman ailesini, hayatında ikinci plana atmasıyla da gazetelere konu olur Naci Özkaya. Öyle ki, bir Beşiktaş maçı öncesi doğan torununu ancak maç bittikten sonra görmeye gider. Yine de Betül Doğan, birçok özel günde yanlarında olmasa da, tüm çocuklarına dört dörtlük babalık yaptığını söyler Naci Özkaya�nın. Hem o olmasa da Özkaya Ailesi�nin koruyucuları her zaman vardır: �Bir derdimiz, hastalığımız olsa İlkyardım Hastanesi�ne gider, �Ali Amca ben geldim� derdim. Bizimle çok ilgilenirlerdi ama asla kulüp başkanı olarak değil. Rüçhan Ağabeyim, Ali Uras, hepsi� Biz babamın ismi ve şahsiyetiyle, onlarla büyüdük�.
Unutulmazlar Naci Özkaya, hayatı boyunca sayısız futbolcuyla birlikte oynayıp, birçoğunun antrenörlüğünü yapar. Ama Baba Gündüz ve Fatih Terim�in yeri onun için daima özeldir. 1980�de Gündüz Kılıç�ı zamansız kaybetmenin acısını çok çeker Özkaya. Hem takım arkadaşı, hem de idareciliği sırasında birlikte çalıştığı teknik direktörüdür o. Kılıç�ın vefatının ardından, ilk maç Ordu�yla deplasmanda olur. Sarı Naci, o gün Gündüz Kılıç�ın yıllar boyu giydiği 9 numaralı formasını hiçbir oyuncuya vermez. Santra çizgisine konulan bir sandalye üzerine asar özenle. Yanında da genç bir futbolcu vardır, elinde sarı kırmızı çiçeklerden bir buketle� Fatih Terim�dir o. Biri kadim dostunu, diğeri öğrenecek çok şeyi olan bir duayeni; ama ikisi de büyük bir Galatasaraylı�yı kaybetmenin üzüntüsünü yaşar. Yıllar sonra futbolcu Fatih, bu kez teknik direktör Fatih olarak tekrar gelir Galatasaray�a. O yıllarda çalışma hayatının son günlerini yaşayan Naci Özkaya, çok sevdiği Fatih Terim�i görmek için Florya Metin Oktay Tesisleri�ne gider defalarca. Bu ziyaretlerin birinde Terim, &